Yazıyoruz, Yaşıyoruz

tengrigul:

Yarın sana aşık olacağım
tıpkı bugün olduğum gibi

tengrigul:

Yoktum aylardır, sensizdim, kırılmış ve yorgundum; üstelik yemeden-içmeden de kesilmiştim

-ta ki parnasyen gözlerini ufukta görene dek-

tengrigul:

şiir seven gençler yine üzgün ve çiçek seven gençler…

gökkuşağını seven gençler, maviyi seven, hürriyeti seven gençler,

tiyatroyu, operayı, fiziği, matematiği, hürriyeti seven gençler yine mutsuz

memleketi seven gençler yine üzgün yine mutsuz!

tengrigul:

Bayram ancak İzmir’e gidildiğinde güzel
Nefes almak ancak saçlarına karışmış oksijenle…

tengrigul:

Uzat ellerini, küçük sürgünüm
Uzat bana
El eledir çünkü aşkla ölüm

- İlhan Berk

tengrigul:

bende tarçın sende ıhlamur kokusu
yürürüz başkentin sokaklarında
ayrılık lafları etme sevgilim
önümüz temmuz-ağustos nasıl olsa

- Cemal Süreya

Neyin kinidir bu?
Neyin nefreti, neyin doyumsuzluğudur?
Hayalleriyle birlikte gömülen çocuklardan, yüz yıl da yaşasa bir daha güneşin sıcaklığını hissedemeyecek annelerden ziyade…
Nedir bunlardan daha fazla dile dolanan; dilin, dinin, ırkın önemi?
O, bu, şu değil!
Lafı dolandırmanın manası yok
Çok açık ve net
Sayısız insan ölüyor
Ve bu katli yapan başka bir insan oluyor.

Bana bu evrende herhangi bir sebep gösterin ki
Sonrasında çocukların yeni bir sabaha uyanamayacakları,
Bir daha oyun oynayamacak olmaları,
Yaşasalar da ölmek için dua edecek olmaları
Doğru bir sonuç olsun.

Bana bu çirkinliklerle bezeli dünyada herhangi bir sebep gösterin ki
Sonrasında annelerin yaşlı gözleri
Çocuklarının kanına bulanmış elleri
Hayat arkadaşının ancak soğuk bedenini hissedebilen teni
Zalimce değil, hak ettiğini bulmuş gibi varsayılabilsin

Bana bu “din, insaf, insanlık, merhamet” kelimelerini sadece iki dudağının arasında bulunduran
Sadece işine geldiği zaman gelişi güzel, göz boyamalık kullanan kişiler
Herhangi bir sebep göstersin ki
Sonrasında bir babanın, çocuğunun cansız bedenini kucaklıyor olması
Eşinin şefkat dolu, sevgi dolu gözlerine feryatlar arasında son kez bakıyor olmasını
Haklı çıkarsın. Olması gereken buymuş gibi gösterebilsin.

Ölen o, öldüren bu değil.
Ateş düştüğü yeri yakarken
Ateşin düştüğü yer sadece bir ev, bir sokak arası değil.
“İnsanlar” ölüyor. “İnsanlık” ölüyor.
Eli bıçaklı, içi kin, nefret dolu birtakım “insanlar” bunu yapıyor.

Ağla.
Şimdi otur ağla.
Küfret bu düzene.
Sadece bir tarafa değil. Hedef tahtasına oturtulmuş bir kesime değil.
Bu kıyımlara, katliamlara sebebiyet veren her kimse, her neyse
Ve belki de en çok gerçekleri bir türlü göremeyen kendine, yüreğine
Ona ağla, ona küfret.

Şimdi vakit öyle bir vakit ki
Yüreğimizin önünde diz çöküp ağlamalıyız.
Görmeliyiz, bilmeliyiz, duymalıyız
Bahanelerin ardına sığınmadan
Sadece gerçekleri konuşmalıyız
Belki bir duyan olur ha gayret.


- Manolya Eker



yıldızlı bir gece, ay da vardı;
sen gülümseyince,
yüreğimde bir balık oynadı. 

- Metin Altıok

tengrigul:

aşkı bir gövdeden doğuran dünya
sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne
ayrılığa bırakma beni
ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü

- Şükrü Erbaş