Yazıyoruz, Yaşıyoruz

yalnızlık senin o konuşkan kuşun.. bulutlar taşıdığın yakut sürahide begonyalar büyüten eski alışkanlık.

2 yorum

Kendini müslüman zanneden Allah katında hiçbir yeri bulunmayan bazı insan dışı yaratıklar; sözde dinci oldukları için AKP’YE oy verip iktidara geçiriyorlar. İktidar ise yaptıkları terör ile hem onların canını hem de bizim gibi hiçbir suçu olmayan insanların canını yakıyor. Bu arada o kendini müslüman zanneden yaratıkların, müslümanlıktan anladıkları tek şey Cuma namazına gitmektir. İslamiyetin, merhametin, laikliğin, dürüstlüğün öldüğü bir dönemdeyiz. Başımız sağ olsun diyecek bir şey yok.

Kayıtlı olduğu alan Hatay saldırısı AKP terör

1 yorum

zavodnoyapelsin sordu: blogun harika olmuş, güzel binlerce kelimelerle dolu

Çok teşekkür ederim ilginize ve yorumlarınıza.. 

Kayıtlı olduğu alan superberdus

6 yorum

“Biliyorum, ‘Keşke burada olsaydın.’ söylenebilecek en aptal cümle. Ama keşke burada olsaydın. Keşke karşı karşıya oturup hayattan konuşsak ya da hayata dair sussaydık. Sustuğumuz zaman bile birbirimizi anlayabilecek kadar tanışıyor olsaydık.”

- Tuna Kiremitçi 

Kayıtlı olduğu alan Tuna Kiremitçi

10 yorum

Yüzü denize dönük yalnız bir insan.. Belki bir erkek belki de bir kadın. Karşısına geçip gözlerine bakmak gereksiz. Uçuşan saçlarının uçlarında kanat çırpan gamlı kelebeklerden belli ne denli yalnız olduğu. Ne zaman yalnız kalsa düşünürdü. Şans ya.. Kısa ömründe düşünecek öldüresiye zamanı olmuştu. Belki de bundan ölmüştü. Fakat şimdi eli, yüzü yalnızlık olmuş, fotoğraflarında hep yalnızlığa sığınmış, yalnızlıkla çoğalmış biri var. Ölümü düşünmek manasızdı. Capcanlı birinci tekil şahıs olarak doğmuş, birinci tekil şahıs olarak anlam veremediği hayatına devam eden biri varken…
Anlam veremediği demek belki yanlış bir düşünceydi. O hayatına ne kadar anlam verdiyse dışarıdan onu izleyen insanlar bir o kadar anlam veremiyordu ona. Hayatından oldukça memnun.. Elini kelimelerle ısıtan, başını kelimelere yaslayan biri.  O kelimeleriyle küçük bir çocuğun çamurla oynaması gibi oynarken birisini bekliyordu. Beklemek… Başkalarına göre bu da hataydı. Herkes hayatına bakarken, gezerken, dünyanın tozunu attırırken, birilerinin canını zevkle yakarken onun beklemesi hataydı. O da illa ki yanlışlara sürüklenmeli, birilerinin canını yakmalıydı. Yanlış kişilerle dostluk kurup doğruları hep kaybetmeliydi. Hayattan gösterişli yemekler beklemeliydi. Marka kıyafetler hani çoğunluk kısmının üstünden çıkarmadıklarından. Birisi doğru bir düşünce üstünde ilerlese onları yok saymalıydı. Doğru olmak bu dünyanın en büyük günahı gibiydi.
O bunları istemiyordu. Öğelerine ayrılmış bulutların, masmavi bir kağıdın üzerinde dolanmasını; onun altındaki yeşil bir kartonun üstündeyse yalnızlığa el açtırmayacak biriyle uzun yolculuklara çıkmak istiyordu. Kelimelerden ona taç yapmak, onunla bitişik yazılan kelimelere dahil olmak istiyordu. Adının geçtiği cümlelerde onun yanında olmak, atılan her virgülle yeni bir tebessüm eklemek istiyordu.
Bunlar ne kadar da kabul görmez düşüncelerdi. Bir insan nasıl olur da bunları isteyebilirdi? Sanki yaşlanmıştı. Sanki hiçbir mutluluk yaşamamıştı. Mutluluğu her denilene onay vererek bulan kişilerin böyle düşünmesi çok olağandı. Fakat o mutluluğu uçan kuşlarda buluyordu.
Doğruları savunduğu için akılsız, deli olarak görülürdü. Acı çektiği kadar kahkaha attığı için de mutluluktan anlamıyor damgası yiyordu. Yargılanmak yorsa da bunu seviyordu o. Birilerini rahatsız eden haklı düşünceleri, mazlumun yanında olduğu için düşmanları vardı. Ne mutluydu ki ona, onun kimseyle derdi yokken; sanki bütün dünyanın onunla derdi vardı. Buna gülüyor, bununla mutlu oluyordu.
Böyle kalacaktı. Elinde kalem, birini bekleyen biri olarak. Gelene kadar biri diye anılmak, öyle tanınmak istiyordu. O eğer aklından fikirleri, yüreğinden cümleleri alınsa yaşayamazdı. Saklıyordu kendini.. Saklanarak bulunmak istiyordu..
Ayağa kalktı. Yalnızlığının koluna girdi. Denize doğru ilerledi. Yüzünde tebessüm vardı ama sanki huzursuzdu. Kavga eden biri kadar huzursuz.. Bir şeylere zorlanıyor, her şeyden kaçmak istiyordu. Ruhuyla tartışıyor. Tartıştıkça dünyaya sıkışıyordu. Bunları düşünürken hala daha onu kurtaracak elin, ellerini kavramasını bekliyordu. Beklediği olmadı. O da kelimeleri ve yalnızlığıyla gözden kayboldu. Kahkahalar atarken gözyaşlarını yutkunan biri şimdi çok uzaklarda birini bekliyordu. Bilinemezdi ki kapısını çalan biri olup kapıyı kilitleyip oradan kalan oldu mu…


Manolya Eker

Kayıtlı olduğu alan Manolya E.

3 yorum

“Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen, yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?”

- Didem Madak

Kayıtlı olduğu alan Didem Madak

13 yorum

“Aşkımız şimdi bir hayatın berbat bir çevirisi. Sen metinde üç beş satır atladın. Ben geçmiş zamanda dondurdum fiilleri.”

- Cemal Süreya

Kayıtlı olduğu alan Cemal Süreya